EYÜBOĞLU AİLESİ - EYÜBOĞLU AİLESİ' NİN TEMSİLCİSİ ... EYÜBOĞLU AİLESİ - EYÜBOĞLU AİLESİ' NİN TEMSİLCİSİ ... - 21. YÜZYIL, YENİ DÜNYA DÜZENİ VE EYÜBOĞLU AİLESİ
EYÜBOĞLU AİLESİ - EYÜBOĞLU AİLESİ' NİN TEMSİLCİSİ ... EYÜBOĞLU AİLESİ - EYÜBOĞLU AİLESİ' NİN TEMSİLCİSİ ... - 21. YÜZYIL, YENİ DÜNYA DÜZENİ VE EYÜBOĞLU AİLESİ

EYÜBOĞLU HABER-YAZILAR

EYÜBOĞLU HABER-YAZILAR

ALTIN ASIR

ALTIN ASIR

EYÜBOĞLU MİNİKLERİ

EYÜBOĞLU MİNİKLERİ

ZİYARETÇİLERİN ÜLKELERİ

Totals Top 25
 75 % Turkey
 9 % United States
 6 % Japan
 3 % Germany
 < 1.0 % China
 < 1.0 % Sweden
 < 1.0 % Russian Federation
 < 1.0 % Unknown
 < 1.0 % United Kingdom
 < 1.0 % Netherlands
 < 1.0 % France
 < 1.0 % Latvia
 < 1.0 % Ukraine
 < 1.0 % Canada
 < 1.0 % 
 < 1.0 % Austria
 < 1.0 % Brazil
 < 1.0 % Spain
 < 1.0 % Belgium
 < 1.0 % Seychelles
 < 1.0 % Switzerland
 < 1.0 % Lithuania
 < 1.0 % Bulgaria
 < 1.0 % Belize
 < 1.0 % Azerbaijan
EYÜBOĞLU AİLESİ - EYÜBOĞLU AİLESİ' NİN TEMSİLCİSİ ... EYÜBOĞLU AİLESİ - EYÜBOĞLU AİLESİ' NİN TEMSİLCİSİ ... - 21. YÜZYIL, YENİ DÜNYA DÜZENİ VE EYÜBOĞLU AİLESİ
21. YÜZYIL, YENİ DÜNYA DÜZENİ VE EYÜBOĞLU AİLESİ
 

21. YÜZYIL, YENİ DÜNYA DÜZENİ VE EYÜBOĞLU AİLESİ21. yüzyılı okuyabilmek ve yeni dünya düzenini anlayabilmek, yeni dünya düzeninde yerimizi alabilmenin yolu 20. yüzyılı bilmekten ve şartları iyi yorumlayıp gelecekle ilgili doğru, bilimsel ve de akılcı tahmin yapmaktan geçer.


20. yüzyıl geldi geçti, hem de insanlığın hafızasında derin ve kalıcı izler bırakarak. Evet 20. yüzyılda birçok bilimsel ve teknolojik gelişme oldu, insanoğlu uzaya çıktı, uydular gönderdi, Ay' a ayak bastı, Güneş Sisteminin dışına uzay araçları gitti, tıpta birçok mesafe katedildi, fizikte sınırlar zorlandı, ulaşım ve iletişim araçları gelişti, sınırlar aşıldı ve hatta birçok alanda sınırlar kalktı, mühendislikte ve mimaride birçok güzel projeye imza atıldı vb. birçok gelişme oldu ancak bunlar daha ziyade 20. yüzyıldaki bilimsel ve tekniksel gelişmenin küçük bir kısmını oluşturuyor. Ancak diğer tarafta ise 20. yüzyıl iki tane dünya savaşına sahne oldu ve milyonlarca insan hayatını kaybetti ve daha fazlası sakat kaldı. Birinci Dünya Savaşı ile birlikte dünya ABD gerçeğiyle tanıştı, İkinci Dünya Savaşı' nda Hiroshima ve Nagazakiye atılan atom bombalarıyla ve milyonlarca Yahudiye yapılan soykırımla birlikte de dünya barışın değerini daha iyi anlarken bilimin ve teknolojinin doğru kullanılmadığında aslında çokta kötü sonuçlar doğurabileceğini de öğrenmiş oldu. 2. Dünya Savaşından sonra dünya çift kutuplu döneme girdi, bir tarafta liberal ekonomisiyle ABD ve müttefikleri olan NATO ülkeleri, diğer tarafta ise sosyalist ideolojinin bayraktarı Sovyetler Birliği ve müttefikleri. Dünya bir taraftan ABD ve Sovyetler Birliği arasındaki soğuk savaşı ve rekabeti izlerken, diğer taraftan da Ortadoğu Bölgesi' nde ki İsrail - Filistin, İran - Irak benzeri çatışmalarla boğuşmaktaydı. Derken Sovyetler Birliği dağıldı ve sosyalizm bir bir kalelerini kaybetmeye başladı, dünya artık tek kutuplu idi ve o kutupta bir süre dünyada hakimiyet benim diyecek olan ABD idi. Bunlar olurken, yüzyılın başında ve ortasında kanlı bıçaklı olan Avrupa Ülkeleri İkinci Dünya Savaşı ile milyonlarca insanını kaybederken, yüzyılın ikinci yarısında adeta u dönüşü yaparak, birbirleriyle dosthane ilişkilerini geliştirerek birlik ve beraberliğin önemini, ihtiyacını ve sağlayacağı faydaları geçte olsa kavrayarak, önce Avrupa Topluluğu, daha sonra da Avrupa Birliği adı altında birleşme yolunu seçti ve bu yolda ilerliyor. Asya Bölgesinde ise Çin onyıllarca sosyalist sistem altında baskıcı bir yönetim anlayışını benimsemesine rağmen 80' li yıllardan sonra dünyadaki küreselleşme ve liberalleşme rüzgarlarına daha fazla direnemeyerek ekonomisini serbestleştirme ve dünyaya entegre olma yolunu seçti. Japonya ise İkinci Dünya Savaşında çok ağır bir yenilgi almasına ve büyük insani kayıplar vermesine rağmen, kısa sürede toparlanarak ve ekonomisini geliştirerek, Asya Bölgesi' nde büyük bir ekonomik güç haline geldi. Güneydoğu Asya da ise dünyada fazla söz sahibi olmayan birkaç ülke ekonomide büyük mesafeler katederek ve ASEAN' ı oluşturarak Asya Kaplanları olarak anılmaya başladı. Asya Bölgesi' nde bir diğer öne çıkmaya başlayan ülke olarak Hindistan belirdi. Güney Amerika ise 20. yüzyılda adı genelde darbelerle anılan bir bölge olarak kaldı. Afrika Bölgesi ise ne yazık ki fakirlikten kurtulamadı ve hastalıklarla, iç çatışmalarla adından söz ettirdi, adı adeta fakirlik ve sefalet ile özdeşleşti. Gelelim ülkemize, ülkemizde bu yüzyılda çok büyük ve köklü değişmeler oldu. Yüzyılın başında 2. Meşrutiyeti kabul eden Osmanlı Birinci Dünya Savaşından galip çıkmasına rağmen müttefikleri yenildiği için yenilmiş sayıldı ve bir bir kalelerini kaybederek yerini büyük önder ATATÜRK' ün ve aziz Türk Milletinin binbir güçlükle kurduğu Türkiye Cumhuriyetine bıraktı. İkinci Dünya Savaşına zar zor da olsa katılmayarak '' Yurtta Sulh Cihanda Sulh '' politikasına sıkı sıkıya bağlı olan ülkemiz her ne kadar darbelerle sarsılsa da 21. yüzyıla birçok bakımdan daha güçlü olarak girdi.


Evet 20. yüzyıl kabaca bir anlatımla böyle geçti ve bu koşullar 21. yüzyılı da beraberinde getirdi. Peki 21. yüzyıl nasıl olacak, 21. yüzyılda dünya nasıl şekillenecek ? biraz da bunlara değinelim.


Herşeyden önce 21. yüzyılın başında denebilecek bir zamandayız, yıl 2008 ve henüz 21. yüzyılın onda birine daha gelmedik bile. 21. yüzyılın neler getireceği tam olarak bilinmese bile, kesin olan birşey var ki oda 21. yüzyılda olacak gelişmelerin, 20. yüzyıldakilerden kat kat fazla olacağıdır. Tüm dünyadaki bilimsel ve teknolojik gelişmelerin yarısından fazlasının son 15 - 20 yıllık bir dönemde olduğunu bilmek bile bunu görmeye yeter.

Biraz da 21. yüzyıldaki toplumsal ve ekonomik gelişmelere değinecek olursak, şunu baştan ifade etmek gerekir ki 21. yüzyıl ekonomi eksenli bir yüzyıl olacak ve ekonomik ilişkiler her zamankinden daha fazla önemli olacak ve küreselleşme daha fazla söz konusu olacak, ekonomik anlamda sınırlar daha da kalkarak dünya daha da bütünleşecektir. 21. yüzyılda ekonomi her zamankinden daha fazla ana unsur olarak ön plana çıkacak, ancak insanlar arasındaki ekonomik eşitsizlik ve adaletsizlik ne yazık ki daha da artacak, dünyanın özellikle gelişmekte olan ülkelerinde zengin - fakir arasındaki uçurum daha da büyüyecek, bu da dünyanın bazı bölgelerinde milliyetçilik ve genetik biliminin gelişmesiyle ırkçılık, 11 Eylül saldırılarından sonra farklı bir boyut kazanmış olan terör ve anarşi gibi olayları daha çok insanlık gündemine taşıyacaktır. Ulus devletlerden küresel şirketlere geçiş daha da belirgin hale gelecek ve küresel büyük şirketler dünya da çok daha etkili olacaktır. Küresel ısınma ve iklim değişikliği nedeniyle ülkelerin ve coğrafyaların çehresi değişecek, insanların yaşam tarzlarını, yeme - içme ve giyme alışkanlıklarını, kültürlerini, tüketim kalıplarını etkileyecek ve ekonomiyi bu doğrultuda şekillendirecektir. Özellikle suyun petrol gibi stratejik bir önemi olacak ve adeta savaş nedeni olabilecektir. Özellikle enerji, ulaşım, inşaat, güvenlik, sağlık, iletişim sektörleri çok daha fazla ön plana çıkacaktır ve finansal piyasalar daha fazla yakınlaşacaktır. Ayrıca robotlaşmanın hız kazanacağı, bilim ve teknolojinin çok uç boyutlara ulaşacağı dünyamız, artan nüfusun, iklim değişikliğinin, madenlerin ve doğal kaynakların artan nüfusa, tüketime ve ihtiyaçlara rağmen azalması sonucu insanoğlu geleceği uzayda arayacak, ilk uzayda ve beraberinde Ay ve Mars gibi daha yakın gökcisimlerinde üs kurma, değerli madenleri çıkarma ve işleme yoluna gidecektir.
21. yüzyılda insanların farklılıkları, dilleri vb. daha da azalarak dünya daha fazla tek tür insan tanımına ilerleyecek ve bu da bir nevi monotonluğu artıracaktır ve insanlar artan uluslar arası evlilikler, iletişim, moda etkisi vb. ile daha fazla birbirine benzeyecektir. Ayrıca artan şehirleşme sonucu, büyük şehirler bazı açılardan yaşanılamaz hale gelecek, şehirleşmenin negatif ve olumsuz etkileri daha fazla hissedilecek ve şehir ortamında büyümüş, şehirleşmenin negatif etkilerini fazlasıyla yaşayan, yöresel değerler ile küresel değerlerin kimi zaman çatışmaya girdiği bir insan nesli de ortaya çıkacaktır. Ayrıca her türlü sınırların zorlandığı ve insani dejenerasyonun üst boyutlarda olacağı bu insan nesli ekonominin temel tüketicisi olacaktır ve üreticilerin çoğu bu neslin ihtiyaçlarını tatmin yolunda tamamen kar amacı güderek ve sosyal sorumluluklarını bir kenara atarak mal ve hizmet üretimini gerçekleştirecektir. Sanal ve yapay tüketimin çok daha fazla görüleceği bu nesil, adeta başıboş kitlesel yığınlar görünümünde olacak ve üretim ve üretici nitelikleri bakımından zayıf bir özellik arz edecektir. Eğitim ve öğretim imkanlarının artmasına karşılık bu artış içeriği ve özüne yansıyamadığından bu neslin çoğu eğitimli olmasına karşılık eğitimin özü, kavrayış, anlayış, yaratıcılık ve üretkenlik, insani yönü itibari ile zayıf olacaklardır.

Dünya tarihinde ilk defa şehir - kırsal dengesi şehir yönünde ağırlık kazandı ve her geçen gün şehir lehine daha fazla ilerliyor. Bu doğrultuda bir sürü yeni megaşehirler, büyük metropoller türeyecek ve bunların çoğu da gelişmekte olan ülkeler arasından çıkacaktır.

21. Yüzyıla yön verecek başlıca şehirler ise Shangai, Hong Kong, Pekin, Tyencin, Seul, Tokyo, Bombay, Delhi, Bangalore, Karachi, Lahor, Dakka, Moskova, Mexico City, İstanbul, Jakarta, Manila, Kuala Lumpur, Lagos, New York, Los Angeles, Sao Paulo ve belli başlı AB ülkeleri başkentleri sayılabilir.


Evet, 21. yüzyılda her şeyden önce ABD bir süre daha dünyada sözünü geçirecek ve ona rakip olabilecek batıdaki tek güç ise Avrupa Birliği. Eğer ki yeni katılan ülkelerle Avrupa Birliği bütünleşmesini tam olarak sağlayabilir ve bazı engelleri aşabilirse, bu yüzyılda, özellikle de yüzyılımızın ilk yarısında dünyada etkili bir güç olacaktır. Batımızda ABD ve AB' ye rakip olabilecek başka büyük bir güç şu anda yok. Gelelim doğumuza, evet işte zaten bu yüzyıl için önemli olan ve yüzyılı özellikle 2. yarısına doğru şekillendirecek olan tarafta budur, yani 21. yüzyılı doğu şekillendirecektir, bundan hiç şüphem yoktur.
Doğuda ise bir tarafta gelişmiş ekonomisi ve saygınlığıyla Japonya, diğer tarafta Sovyetler Birliği' nin dağılmasıyla her ne kadar zayıflasa da yine de bir güç olarak ve yapacağı stratejik ortaklıklarla, sahip olduğu doğal kaynaklarıyla adından söz ettirebilecek Rusya var. Ama asıl doğuyu zirveye taşıyacak olan 2 ülke ise, bir tarafta dünyanın şu anda en yüksek nüfusuna sahip ve son yıllarda büyüme rekorları kırarak adeta ben geliyorum dercesine yol alan Çin ve bundan 15 - 20 yıl kadar sonra artan nüfus artış hızının ve yüksek nüfusunun sonucunda dünyanın en büyük nüfusuna sahip olacak olan ve bilişim sektörü ile, birçok alanda taşıdığı yatırım potansiyeli ile Hindistan yer alıyor.
Evet, batı da ABD ve AB, doğuda Çin, Hindistan, Rusya ve Japonya 21. yüzyılı şekillendirecektir ve 21. yüzyılda dünya, 20. yüzyılın aksine, çok kutuplu olacaktır. Dünyanın geri kalan ülke ve bölgeleri ise bu ülkelerin çevresinde şekillenecektir.


Yüzyılın ilk çeyreğinde ufak tefek sorunlarla ve sıyrıklarla olsa da ABD üstünlüğü, Yüzyılın ikinci çeyreğinde Çin üstünlüğü, Yüzyılın ikinci yarısından itibaren ise Çin ve Hindistan üstünlüğü ve rekabeti görülecektir. Çin ve Hindistan üstünlüğü ve rekabetine karşı ABD ve AB yakınlaşması daha da ilerleyecek ve böylece dünya batı ve doğu olarak daha fazla ikiye ayrılacaktır. Doğuda Çin ve rakibi Hindistan, batıda ise ABD ve müttefiki AB, 21. yüzyılın ana unsurları olacaktır.

Yüzyılımızda bölgemiz, özellikle Orta Doğu Bölgesi, artan tüketim ve enerji talebine bağlı olarak sahip olduğu petrol, doğalgaz gibi doğal kaynaklari nedeniyle daha çok önemli olacaktır ve dünya ülkelerinin iştahını daha fazla kabartacaktır.


Kültür ve gelenekleriyle doğulu, hayalleriyle batılı olan ülkemiz ise bu yüzyılımızda medeniyetler ve büyük güçler arasındaki köprü görevi ve dengeleyici unsur olma işlevini yerine getirecek ve bunu daha da ileriye götürerek cazibe merkezi ve büyük güçlerden biri olma yolunu deneyecektir. Ancak bunun yolu da Türk Dünyası' nın desteğini almaktan, İslam Dünyası' na sırt çevirmemekten ve batı ile dosthane ilişkilerimize devam etmekten geçmektedir.

21. Yüzyılda, aile kavramının çatlamaya başladığı ancak insanların her zamankinden daha fazla aileye ihtiyaç duyduğu yüzyılımızda, 1000 yıllık bir tarihe sahip, üyeleri ülkemizin ve dünyamızın dört bir yanına yayılmış, şanlı, köklü, büyük ailemiz ise oluşumumuz, hareketimiz, organizasyonumuz sayesinde, kalkınmasını, kitlesel başarısını, birlik ve beraberliğini ve dayanışmasını sağlayarak, ekonomide, bilimde, sanatta, edebiyatta, felsefede, siyasette, sporda, eğitimde, kültürde, ticarette ve akla gelebilecek her alanda medeniyetin en üst seviyesine çıkacak ve insanlığa hizmet, iyiye, güzele ulaşmak yolunda diğer ailelere önder ve model olarak 21. yüzyılda insanlara EYÜBOĞLU farkını hissettirerek çağa EYÜBOĞLU damgasını vuracaktır.

Dev bir organizasyon olan EYÜBOĞLU HAREKETİ ve ileride kurmayı düşündüğümüz Dev EYÜBOĞULLARI VAKFI, EYÜBOĞLU AİLESİ için, EYÜBOĞLU AİLESİ' nin hak ettiği güçlü, büyük, başarılı, mutlu, huzurlu, dev konumuna gelebilmesi için yüzlerce yıl sonra tarihte ilk kez ortaya çıkmış kaçırılmaması gereken büyük bir fırsattır.

Bizim isteğimiz gelecek nesillerimize büyük bir aile, dev bir organizasyon, birbirleri ile yardımlaşan akrabalar, güzel bir gelecek miras bırakabilmektir ...

Çok açık ve net bir şekilde ortadadır ki :

oluşumumuz, organizasyonumuz, hareketimiz sayesinde,

21. YÜZYIL EYÜBOĞLU YÜZYILI' DIR ...

Bizi yıllar sonra anlayacaklar, Biz EYÜBOĞLU AİLESİ' ni şaha kaldıracağız ...

http://www.eyubogluailesi.org/

Gelecek günlerin EYÜBOĞLU AİLESİ' nin birlik ve beraberliği ile geçmesi, EYÜBOĞLU AİLESİ üyelerine sağlıklı, mutlu, başarılı ve huzurlu günler getirmesi ve EYÜBOĞLU soyadını bir adım daha ileri götürmek dileğiyle

Saygılarımla

GÜÇLÜ, BÜYÜK, BAŞARILI, MUTLU, HUZURLU, DEV BİR EYÜBOĞLU AİLESİ İÇİN ...

EYÜBOĞLU AİLESİ VE EYÜBOĞLU GENÇLERİ ADINA
EYÜBOĞLU HAREKETİ LİDERİ, BAŞKANI
DURSUN CAN EYÜBOĞLU